Korel Kubilay

Teknede kadın uğursuzluktur, diyenlere!

Hoşçakal Marina hayatı.

22 Mayıs 2017

Uzun bir aradan sonra cümle aleme Merhaba.
Altı yıldır denizde yaşayan bir kadın olarak hayatımda ilk defa Marina hayatı yaşadım. O da, teknemizin sözleşmesi olduğu içindi. Hal böyle olunca da Marinanın etinden, suyundan yeterince faydalandık. Şehre yakın olması, ihtiyaçlarımızı hemen karşılıyor olabilmemiz, eksiklerimizi bir çırpıda tamamlama lüksü, işimiz bittikten sonra bara gidip birkaç drink alıp üç top bilardo oynayabilmemiz, sert havalarda ‘’ Nasıl olsa Marinadayız, hiçbir şey olmaz.’’ kafası rahatlığı, Yabancı-Türk bir sürü yeni insanla tanışıp denizci muhabbetleri derken, bana yetti. Hatta o kadar çok yetti ki, artık bir an önce çıkmak istedim. Her ne kadar tatlı komşularımız ve keyifli sohbetler de olsa, bize yavaştan gelmeye başladılar. Sanki Marinada değil de, bir apartman dairesinde yaşıyormuşum hissi gibi. Hani balkona çıkar da yan komşu duymasın diye sessiz konuşma ihtiyacı hissedersiniz ya; işte öyle…

Alargaya çıkmak için sabırsızlanıyordum. O kadar sabırsızlandım ki; Marinadan çıkış yapacağımız gün palamarlar çok yoğun olduğu için onları bile beklemeden tonozumuzu ve koltuk halatlarımızı çözüp Marinadan ayrılıverdik . Hoşçakal Marina hayatı. Teşekkürler.

Komşu köpişlerine itinayla bakılır. Prenses.

 

Marinadan gün batımı

 

 

bana gelmişler artık.

Yeni kızımızla ilk defa alargada kalmanın heyecanı vardı. Yalancı Boğaz’ da Pupa’ya demirimizi atıp havuzluğa geçerek özlediğimiz özgürlüğün tadını çıkartmaya başladık. Yanımızda hiç kimsenin olmaması, sadece bize ait olan anlar gerçekten paha biçilemez. Bir daha geri döneceğimiz bir Marinamızın olmaması kafamı daha da açtı. Artık istediğimiz herşeye sahibiz. Suyumuzu dikkatli kullandığımız sürece üç hafta hiçbir yere bağlanma ihtiyacımız yok. İşte hayat bu.

En güzel dostlar, küçük dostlar

Sevgili arkadaşım Gökçe’ nin de bize katılması ve elektrikle ilgili eksiğimiz olan, yeni invertörümüzü alıp aktif hale geçirerek ‘’Vira Bismillah’’ diyerek  zincirimizi toplayıp – rüzgar nereye biz oraya- kafası ile çıktık yola.
Tepemizde bulutlar, hafif rüzgar, ara ara serpişen yağmur tanecikleri , biraz motor, biraz yelken seyri derken bir kere daha anladım bu güzel hayata niçin bu kadar tutkuyla bağlandığımı: Bana tabiatın bir parçası olduğumu hissettiren tek alan; denizin üstünde olduğum anlar.

Hadi bize eyvallah.

Hayatımızın her anı su gibi berrak, tuz kadar keskin, nehrin coşkusu gibi aksın.

Bu arada siz benimle şu an buradayken, arkadan duyduğunuz nefis sesi ve şahane yorumu ile bestesi ve sözleri kendisine ait olan sevgili arkadaşımız Nilüfer Akdoğu’ ya bu güzel yolculuğumda bana eşlik ettiği için sonsuz teşekkürlerimi gönderiyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yorumlar