Korel Kubilay

Teknede kadın uğursuzluktur, diyenlere!

Gönlümüz, boş döndük.

9 Şubat 2017

Memleketten hepinize Merhaba.

En son Karadağ’ın Bar şehrinde ilk hüsranımızı yaşamıştık. Ama pes etmedik ve Hırvatistan’a Dubrovnik’e gitmeye karar verdik. Adriyatik denizine bakan, teraslı şahane bir apart daire kiraladık.Orada da aradığımız kızı bulamayınca iki gün o büyülü şehrin tadını çıkartıp tatil yaptık ve yol yorgunluğumuzu attık. Güzel yemekler yiyip, şarap içip,terasımızın tadını çıkarttıktan sonra internetten bulduğumuz diğer teknelere bakmak için tekrar yollara düştük.Yavaş yavaş kuzeye doğru tırmanarak, beş saatlik otobüs yolculuğundan sonra kendimizi Split’te bulduk.

Dubrovnik otobüsünü beklerken.

Adriyatik denizine bakan şahane dairemiz.


Burada da, güzel bahçe katı bir daire kiralayarak yeni yuvamıza yerleştik. Split’te göreceğimiz teknelerden çok umudumuz vardı. 2008 model 44 feet Dufour, bizi az da olsa heyecanlandırmıştı. Broker ile buluşacağımız günün öncesinden tesadüfen marinada gezerken görmek istediğimiz tekneyi bulduk. Karşıdan gerçekten bakımlı, diri ve temiz görünüyordu.


Fakat buluşma günü gelip içerisine girdiğimizde yeni bir hüsranla daha karşılaştık. Charter teknesi olduğu için bakıma girmişti tekne; fakat içinde gezerken ödüm koptu. Her adımımda çatır, çutur sesler geliyordu. Tekneyi anlatan Marko “No problem. It is so normal.” dedi ! 44 feet bir teknenin içinin bu kadar kullanışsız ve kabinlerin küçücük ve dar olması moralimizi iyice bozdu. Mutfak dolapları neredeyse elimde kalacaktı. Altı kişiyi bırakın, dört kişiyi ağırlayacak alan yoktu, diyebilirim. Hadi herşeyi geçtim; herhangi bir yelkenli teknenin içine girdiğimde kendimi güvende hissetmem gerek. Gina 1998 model olmasına rağmen içinde kendimizi çok iyi ve güvende hissettiğimiz bir tekneydi. Ama şu ana kadar gezdiğimiz, incelediğimiz, eski ya da yeni model teknelerin hiç biri bana bu hissi yaşatmadı. Ayrıca şunu da belirtmeden geçemeyeceğim: Yeni model tekneler belki biraz daha lüks, konforlu olabilirler ama asla eski model teknelerin yerini tutamazlar. Ben teknemde kendimi güvende ve mutlu hissetmeliyim. Herşeyi ile içimize sinmeli. Ķüçük ya da büyük boy olması hiç farketmez. Yeter ki kendimizi bütün hissedelim.

Büyük hayal kırıklığı.

Olmadı be Dufour. Sen de fos çıktın.

Yurt dışındaki teknelere bakmadan önce tabii ki Türkiye’de ki model ve fiyatları da incelenmiştik. Ama euro’ nun yükselmesi herkesin olduğu gibi bizim de önümüzü görmemize engel oldu ve umudumuzu yurt dışında aradık. Yurt dışında da fiyatların hemen hemen aynı olması ve karşılaştığımız teknelerin durumu bizi tekrar ülkemize ve Yunan Adaları’na yönlendirdi. Kuntay’ ın 1979 model Koala 50 feet hayali, Leros seyahati sonrası başlamadan bitti.

Kuzey insanlarının hali bir başka. Güneşi gören Hırvatlar, soluğu sahilde aldı.

Biz de, tekne bahane tatil şahane dedik; Karadağ ve Hırvatistan ‘ ın tadını çıkarıp sayısını bilmediğim bir balayı daha yaşadık.


Yeni tur, yeni şans diyerek Türk bayrağının da gündemde olmasını öğrenince Türkiye’deki tekneleri ve marinaları tekrar incelemeye karar verdik. Umarım bundan sonraki yazım yeni kızımızın heyecanını paylaşmak olur.

Sevgiyle kalın, denizde kalın.

Ama hep Aşk ile kalın.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yorumlar