Korel Kubilay

Teknede kadın uğursuzluktur, diyenlere!

Sadun Hoca’ ya ikinci çağrı. Cennetten Cennete Gina konuşuyor!

5 Haziran 2016

Sevgili Sadun Hoca;
Sen buralardan göç edeli bugün bir yıl oldu. Kışın da çağrı yapmıştım sana, Gina’dan: Senin cennetinde, tonozunda keyfimiz ne kadar yerinde diye! Sayende hafızalarımızdan silinmeyecek şahane bir kış geçirdik. Bu sefer de, buralardaki durumlardan bihaber olma diye, tekrar yazayım istedim.
Aslında her şey senin bıraktığın gibi çok şükür. Şahane ormanın içinde, yeşilliğin ve denizin ortasında hala yaşayabiliyoruz. Çok şükür yangın falan da çıkmadı, çamlarımız hala bizimle.

[wpvideo hxEN6bb0]
Herkes her şeyin farkında diyeceğim lakin öyle değil. Sana biraz dedikodu verip, dertleşeyim istedim. Eminim sen de meraktasındır, buralar ne hallerde diye?

Burası öyle popüler oldu ki sorma. Parayı bastırıp tekne alan, bilen bilmeyen, denizci olan olmayan, Okluk Koyu’nu duyan herkes burada. Ee zaten buranın yaz-kış kalan müdavimleri var biliyorsun, bizim gibi. Ama artık durumlar karışmaya başladı. Mayısın gelmesiyle birlikte tüm koy, marinaya dönüştü. Teknelerini yazlık gibi kullananlar, ya da teknelerine hiç gelmeyip hurda gibi bırakanlar, pis su tankını boşaltanlar, yok efendim “ Orası benim yerim sen oraya bağlanamazsın!” deyip ulu orta kavga edip kazık çakanlar, birbirlerinin arkasından konuşmalar, daha neler neler!
İskeleden ayrılanlar soluğu yine kıçtan-kara yaparak ağaçlarda buldu. Allahtan Sahil Güvenlik ağaçlara bağlanmayı yasakladı. Ama ne oldu? Bu sefer de kıyıya kazık çaktı Okluk mahallelisi. Hem ceza yemesinler, hem de yer sahibi olsunlar diye! Burada olaydın, bizim gibi hem güler, hem ağlardın.
Valla biz nisan sonu sana ve kızın Deniz’e ayıp olmasın diye tonozunla vedalaştık.
Umarım önümüzdeki kış da boş olur ve yine bağlanırız senin tonoza.
Kışlarız yine orada.
Kışlar orada harika.

Bugün senin için herkes toplanıyor Sadun Hoca. İki gündür denizden, karadan gelen gelene. Çoluğu, çocuğu, yaşlısı, genci, balıkçısı herkes senin için siren sesleri ile yelkenler fora, Okluk Koyu’ na giriyorlar. Ben daha önce böyle bir deniz trafiği görmedim. Sanki deniz festivali kutlanacak. Sana özel, herkesin keyfi yerinde. Yeni genç yelkenciler bile Karacasöğüt’ ten gelmişler senin için, lazer’leri ile. Alkış.

[wpvideo o1rEFp17]

Sevgili kızın Deniz, Okluk Koyu’na yaptırdığın Deniz Kızı heykeline daha kolay ulaşılsın diye; Japon’un( Hüseyin abi) yerinden koyun sonuna kadar yürüyüş yolu açıyor. Hatta minik köprüler bile yaptırmış. Senin yolun olacak orası. Sadun Boro yürüyüş yolu.

Asıl, sana başka haberlerim var. Biraz canın sıkılabilir yalnız, baştan uyarıyorum. Yaklaşık bir ay önce buradaki tüm iskeleler mühürlendi. Nedenini veya kimlerin yaptığını bilmiyoruz ama tam da sezon öncesi hiç iyi olmadı bu haller. Hüseyin abinin de, Mustafa abinin de canı çok sıkkın. Hiç hak etmedikleri bir durumla karşı karşıyalar. Umarım bir an önce birileri bu durumu duyar, bilir de bir şeyler yapıp kaldırıverirler mühürleri. Mühürlenmesi gereken başka mekanlar varken, doğaya saygı duyan ve koruyan, şahane hizmet veren bu insanlardan ne istiyorlar?
İşte buralarda durumlar böyle Sadun Hoca. Ama sakın sen üzülme sana bunları anlattım diye! Sadece habersiz kalma istedim. Hem nasıl olsa çözülür bu sorunlar. Nasıl olsa, öyle ya da böyle her şey yoluna girer.
Şimdilik bu kadar havadis. Ben yine yazar, haber veririm sana ara ara. Bu arada Kısmet’in dövmesi hala bileğimde, merak etme. Hep sorardın ya beni gördüğünde ”Kız, göster bakayım. Duruyor mu hala orada?” diye. Duruyor tabii! Benimle,sonsuza kadar.
Sadun Boro Sadun Boro Sadun Boro. Cennetten Cennete Gina konusuyor!
Her ormana yürüyüşe çıktığımızda, sanki uzaktan bastonunla bize doğru gelecekmişsin gibi geliyor.
Seni özledim.


Gmail Mobil’den gönderildi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yorumlar